4 Mart 2009 Çarşamba

Fotoğraf Hikayesi Mimi





Aslında hiç sevmezdim tag ve mim gibi kavramları. Çoğu zaman da sıkıcı gelirdi. Sonraları eğlenceli mimleri gördükçe hoşlanır oldum, ilk kez de başka bir sitede Deha'nın yaptığı tagı cevaplamıştım.

Bunu da ben uydurdum buyrun. Hepimizin bir fotoğrafı ile ilgili anısı, anlatacakları, yazacak birkaç kelimesi vardır. Adı da fotoğraf hikayesi mimi olsun :)

Benim hikayem 1 Eylül 2007'de Halfeti'de geçiyor. O tarihlerde fotoğrafçılar buluşması diye bir organizasyon yapılmıştı. Etkinliğin 2. günü kahvaltıdan önce Rumkale'yi karşıdan gören tepeye gidilerek fotoğraf çekilecekti ve tekne ile sular altında kalan eski Halfeti ve çevresi gezilecekti.

Tekne ile yuvarlak içinde T harfli yere indik. Kırmızı oklar kafilenin yürüyüş güzergahını, açık mavi oklar ise ben ve Mete Abi'nin ayrılıp takip ettiği istikameti göstermekte.

1 numaralı yerde fotoğraf çektikten sonra yukarıya doğru yürüdük. Mete Abi beni M harfli yerde bekledi ve ben yüzlerce kişinin gittiği tepeye koştum ve 2 numaralı fotoğrafı çektim. Dönüp Mete Abi'ye "Birşey yok yukarıda, arka taraflara yürüyelim belki bir köy vardır" dedim ve 3 numaraya doğru yol almaya başladık.

3 numaralı yere geldiğimizde bir cami gördük ve elimizi yüzümüzü yıkayıp su içtik. Orada tekerleğe tel geçirip el yapımı oyuncaklar yapmış iki çocukla karşılaştık. Hem onlarla bir miktar sohbet etmek hem de fotoğraf çekip dinlenmek için bir miktar durduk. (Sıcakta erimiş çikolataları da verdik elbette)

Asıl hikaye burada başlıyor. Tam çocukların yanından ayrılacaktık ki içli bir türkü sesi. Hemen sorduk ve "İmam Amca'nın evinden geliyor" cevabını aldık. Gittik, kapıyı çaldık, güleryüzlü bir teyze açtı kapıyı; "Amcanız gelemez, siz içeri buyrun" dedi.

Artık yüzsüzlük mü dersiniz bilemiyorum, içeri girdik. Ahmet Amca bizim elimizi yüzümüzü yıkadığımız caminin eski imamı. Emekli olduktan sonra sağlık problemleri yaşamış, doktorlar da derdine pek derman olamamış aslında.

Bizi sofrasına davet etti, kibarca teşekkür edince de "Benim soframı beğenmiyor musunuz da davetimi kabul etmiyorsunuz?" deyince çok utandık. Beğenmez olur muyduk hiç köy ekmeği, köy yumurtası, mis kokulu çay, en çıkarsız duygulara yapılmış bir davet, teyzemizin pamuk elleriyle yaptığı taze peynir. İnsan bir anda bütün sıkıntılarını unutuveriyor...

Ahmet Amca'nın herkese gönderdiği selamı iletmeyi hala boynuma borç bilirim. Bahar da muhtemelen onu kaybedip götürmediğimiz için hala kızgındır bana :) Teknelerin hepsi kalkmışken bizim için beklettiğinden dolayı teşekkür ediyorum tekrar. Mete Abi de dönüş yolunda o koşuşturma sırasında çektiği fotoğrafların filmini düşürmüştü, ben çok üzülmüştüm. Bir gün sonraki yarışmada ben orada çektiğimiz fotoğraflardan birisi ile sergileme kazanınca benden daha çok mutlu olup zerre kadar üzüntü duymadı kaybettiği filmlerine.

Çok uzun oldu biliyorum, üşenmeyip okuyan herkese teşekkür ederim. (Geveze adam uzun yazar diyebilir miyiz acaba?) Mümkünse aşağıda adı geçen arkadaşları mimliyor ve merakla bekliyorum. İsteyen herkes yapabilir elbette, kimlerin fotoğraf çektiğini çok iyi bilmediğim için kesin bildiklerime gönderdim.

Ayça
Türünün Son Örneği
Haydins
Yelda

8 yorum:

Haydins dedi ki...

Fotograflarima bakip en hikayelisini sececegim ve en kisa zamanda yazacagim..Boyle guzel hikayelerim yok ama ya..

Ayça dedi ki...

Sen tam blogger oldun başıma :D Biraz düşüneyim bakalım ne olacak :D

türünün son örneği dedi ki...

yok yahu kızgın falan değilim :)

Serhat dedi ki...

Haydins; herkesin hikayesi özeldir, mutlaka heyecanla okutturacaksın eminim.

Baharcım biliyorum, o gün de kızmamıştın zaten (senin aç olup kahvaltı yapmamız hariç :p) ama ben üzüldüm seni bulamadık diye :)

Düşün bakalım Ayça Hanım, neler çıkacak acaba senden çok merak ediyorum.

Yelda dedi ki...

Çok güzel hikayelerim yok fotografla ilgili yani seri çekim olarak yok amasabah gezilerimden derlediğin bir mim yazabilirim
Yeni farkettim kusura bakma
en kısa zamanda yanıtlayacağım mimi
İyi bir hafta diliyorum sevgiler

Fotograflara hasta oldum söyleyeyim
Eminönündeki amca hala orda onuda söyleleyim bu arada
Sevgiler

Serhat dedi ki...

Seri olması lazım değil zaten, ben sadece olayı biraz eğlenceli hale getirdim :) Fotoğrafları beğenmene çok sevindim Yelda Hn.

Çiğdem dedi ki...

Fotoğraflar çok güzel,böyle hikayeleriyle birlikte izlemek daha da zevkli ve anlamlı...

Serhat dedi ki...

Beğenmenize sevindim Çiğdem Hanım, aslında her fotoğrafın bir hikayesi vardır kendi içinde. Bazen hikayelerini bilmek veya okumak güzel oluyor.