16 Kasım 2009 Pazartesi

Fotoğraf Çekmek-12 (Doğru Beyaz Ayarı) Dijital Dersler-12 (Adobe Camera Raw'da Beyaz Dengesi)

White balance, beyaz dengesi, beyaz ayarı... Hepsi aynı anlamda aslında. Fotoğraf çekmek-11 başlıklı yazıda beyaz dengesi hakkında genel bir bilgi vermiş ve nasıl doğru beyaz ayarı yaparız diyerek yazıyı sonlandırmıştım. Bu yazıyı aslında daha güzel hazırlamak için vakit bekliyordum ve bir türlü gerekli vakti bulamadım. Aslında biraz forum, biraz blog gezince, özellikle evde birşeyler üretip fotoğraflarını çeken arkadaşların (özellikle de hanımların) wb (white balance) ile ilgili sıkıntıları olduğunu farkettim ve bir an önce örnek bir fotoğraf çekip yazmaya başladım.

Gündüz iş yerindesiniz veya çocuklarla uğraşıyorsunuz. Akşam eve geldiniz. Fotoğraf çekiyorsunuz fakat ördüğünüz kazak kırmızı olmasına rağmen turuncumsu bir renk alıyor. Sıcak renkler fotoğrafa daha çok hakim. Gündüz çektiğiniz fotoğraflarda ise böyle bir sıkıntı yok.

Bunun sebebi günümüzdeki fotoğraf makinelerinin özellikle gün ışığında ve belirli sıcaklık değerleri arasında renk sıcaklığını otomatik olarak algılayıp renk düzeltmelerini yapabilmesi. Ancak önceki yazıda belirttiğim mum ışığı, tungsten gibi ışık kaynaklarında değerleri algılamakta güçlük çekebiliyorlar. Bu yüzden yanlış beyaz dengesi değeri ile yanlış renklerin oluşmasına sebep oluyor.

Sebebini yazmadan sonuca girmek istemedim. Nedenini bilelim ki ona göre çözümler üretelim. Farketmişsinizdir, bu blogdaki yazılarda genelde şu yüzden şöyle olur diye başlıyor ve çözüme götürmeye çalışıyorum.

Çözüm önerileri:

1- Fotoğraf makinenizin beyaz ayarı/white balance/beyaz dengesi menüsüne girip evdeki ışığınıza göre ayarınızı el yordamı ile yapın. Eğer odanızdaki ışık veya fotoğraf için kullandığınız yapay ışık bildiğimiz ampül ise (sarı ışık) tungsten seçeneği doğru olacaktır. Eğer floresan bir ışık altında çekiyorsanız floresan/fluorescent seçeneği çözümü getirir. Ya da manuel olarak sıcaklık değerine müdahele şansınız varsa düşük değerlerden başlayarak deneme yanılma yöntemi kullanın (2500-3000-3500). Uğraştırıcı mı? O zaman diğer maddeye geçelim.

2- Fotoğraf makineniz önceden beyaz ayarı yapma gibi bir seçenek sunuyorsa (genelde white balance menüsü altında "pre" olarak geçer) nasıl yapıldığını kullanım kılavuzundan öğrenip uygulayın. Bunun için beyaz bir yüzey veya beyaz bir A4 kağıdı kullanmanız gerekir. Kamera sizin o kağıdın fotoğrafını çekmenizi veya deklanşöre yarım basılı tutarak 1 sn. civarı beklemenizi ister. Tamamen üretici firma takdiri :) Bu da zor geldi ya da yapamadığımızı varsayalım, size diğer bir seçenek. Ama A4 kağıdından kurtulamadınız haberiniz olsun.

3- A) Fotoğrafı otomatik beyaz dengesi ile çekin (veya herhangi bir beyaz ayarı ile). Fotoğrafınızın bir köşesine beyaz dosya kağıdını yerleştirin. Onu daha sonra fotoğraftan atacaksınız, o yüzden kendi karenizi bozmadan geniş alabilirsiniz. (Fotoğrafı raw olarak çekmeniz gerekir, jpeg fotoğraflarda aynı derecede güzel sonuç alamazsınız, bu yüzden raw fotoğraf göre anlatıyorum. Nedir bu raw diyenler şu linki takip etsinler).
Bu fotoğrafı özellikle yanlış beyaz ayarı ile çektim. Mavi olması gereken iplik mora yakın, kırmızı ise vişne gibi bir renk aldı.

B) Fotoğrafımızı Adobe Photoshop ile açalım. Karşımıza Adobe Camera Raw ekranı açılacak. Eğer yoksa eklentiyi yüklemeniz gerekir.

C) Bu ekranda yukarıdaki beyaz dengesi aracı / white balance tool yazan kulak damlası çubuğuna benzeyen ikonu seçip fotoğrafın kenarında görünen beyaz kağıdımıza tıklayalım.D) Beyaz dengesi yazan yerde şu anda özel yazıyor. Bir de sağdan pozlama dengesi/kontrast ayarı yapabildiğimiz yerde otomatik seçeneğine bastım (Farkettim ki fotoğrafım eksik de pozlanmış).

E) Ardından da dijital dersler-3'te anlattığımız gibi fotoğrafımızı kırpalım ki kağıt kareden çıksın.Bu beyaz kağıt uygulamasını manzara fotoğrafından portreye kadar her yerde kullanabilirsiniz. Benim makine çantamda bir adet dosya kağıdı hep bulunur. En azından not almanıza yarıyor :) Fotoğrafla ilgili başka faydaları da var, ileride onlardan da bahsedeceğim.

Evimizde hobi amaçlı veya ufak tefek ek gelir amaçlı yaptığımız ürünlerin fotoğrafını çekmek için binlerce dolar stüdyo parası harcamanıza gerek yok. Basit ışık kaynakları, tripod (üç ayak) ve A4 kağıdı profesyonel olmasa da büyük anlamda çözüm sağlıyor değil mi?

Herkese iyi akşamlar efendim.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF)

Evet evet, ülkemizde fotoğrafçıları bir çatı altında toplayan bir federasyon var. Aslında fotoğrafçıları demeyelim de fotoğraf derneklerini diyelim. Ülkemizde fotoğraf hala sanat olarak kabul edilmiyor. Edilip edilmemesi gerektiği ayrı bir tartışma olabilir ancak federasyon kendi çabası ile birşeyler yapmaya çalışıyor. Doğru, yanlış veya eksik olması bir tarafa, ülkemizde düzenlenen fotoğraf yarışmaları TFSF'den onay alırlarsa yarışmanın güvenilirliği bir miktar daha üst düzeyde. Bu konuda kat etmemiz gereken uzunca bir yol daha var aslında. Uluslararası yarışmaları takip ederseniz, ulusal yarışmalardan farklı neler olduğunu görebilirsiniz. Aslında ben aklıma geldikçe federasyona "Bu da böyle olsa nasıl olur ki acaba?" diye çıtlatmaya çalışıyorum (Direkt federasyona değil, federasyon yetkililerine laf arasında).

TFSF'ye ait bir web sitesi bulunmakta ve bu siteden onaylı yarışmaları, fotoğrafla ilgili haberleri takip edebilme imkanına sahipsiniz (tabii ki iletilmiş olanlara, federasyon bir ajans gibi fotoğrafla ilgili haberleri toplayıp sitesinde sunmuyor). Yaşadığınız şehirde fotoğraf derneği var mı gibi sorularınıza da cevap alabilirsiniz.

Federasyonun sitesi www.tfsf.org.

Herkese iyi haftalar dilerim efendim.







Fotoğraf: Düzce-2008

21 Ekim 2009 Çarşamba

Fotoğraf makinesi alacaktım da kaç MP olsun?

Megapiksel çılgınlığı. Sanırım soru sorma amacı ile e-posta gönderen arkadaşların büyük kısmının bana sorduğu soru buna benziyor. Kızmıyorum bu tip sorulara, dalga da geçmiyorum. Herhangi bir teknoloji marketin kamera reyonuna gittiğinizde "Bu 12 milyon piksel, kesinlikle tavsiye ederim" veya "Fotoğraf makinesine artık ihtiyacınız yok, bu cep telefonu tam 8 mp" gibisinden yoğun satış ve mp savaşları kampanyaları altında tüketicilerin de megapikseli en önemli ölçüt olarak görmeleri kadar doğal bir durum yoktur.
Kompakt diye tabir edilen makinelerle de iyi sonuç almanız mümkündür. Bu tamamen sizin kamerayı tanımanız ve değişkenler arası bağıntı konusunu (diyafram, enstantane, iso) bilmenizle yakından ilişkilidir. (Antalya-2009, kamera: Olympus SP-350 UZ)

Zaten bu satış, reklam ve tükettirme baskısı ile henüz 6 ay önce alıp "Mükemmel bir makinem var artık" dediğimiz kameralardan soğuyuveriyoruz. 7-8 sene önce National Geographic gibi prestijli ve görsel olarak kaliteli bulduğumuz dergilerdeki fotoğraflar o zamanki kameralar ile çekildi. O teknolojideki bilgisayarlar ve programlar ile işlendi. Şimdi elimize 7 sene önce çıkarılmış bir dijital makine geçtiğinde "Hehe, bu mu senin makinen, ben Nikon D3 aldım - Canon 5D aldım" gibi nidalarla da karşılaşmamak elde değil. "Photoshop CS4 çıkmış duydu mu?" sorusu da aslında bu çılgınlıkla fazlaca bağlantılı. Programların yeni versiyonları kolaylıklar ve avantajlar sağlasa da temel işlemlerimizi hali hazırda yapabildiğimiz versiyonlar kullanılamaz hale gelmez değil mi?

Asıl bahsetmek istediğim konuya gelince. Fotoğraf makinesi alırken dikkat edilmesi gereken hususlar makinenin çözünürlüğünün ne kadar yüksek olduğu değildir. Kameranın sensör kalitesi, işlemci teknolojisi, lens kalitesi gibi etkenler toplam değerlemeye tabi tutulur. Bunca değişken varken hangi kamerayı almalı?

Bir marka veya model söylemek taraftarı değilim. Genel olarak önerim, giriş seviyesi ve hatıra fotoğrafı çekecek arkadaşlar bütçelerine göre gidip tipini beğendikleri makineyi seçsinler, pişman olmazlar. Estetik ve fiziksel kavramlar hatıra fotoğrafı için kullanılacak kameralarda en önde gelen özelliktir diye düşünüyorum. Fiyat aralığı 250-350 lira olan makinelerin birbirinden çok fazla farkı yoktur. Hepsinin birbirine göre ayrı üstünlükleri vardır. Ancak 300 liraya 10 küsür megapiksel diye fazlaca tanınmamış bir markanın bir makinesini almak, 1 hafta sonra "Herşeyi doğru yapıyorum ama fotoğraflarım çok kötü" cümlesini kurmanıza sebep olacaktır, haberiniz olsun.

6 megapiksellik bir fotoğraf makinesi ile çekilmiş ve sonrasında da hemen hemen yarısı kırpılmış bir fotoğraf. Sergi afişi için 70x100 boyutlarında basıldığında bile çok fazla sorun teşkil etmemişti. Bu da megapikselden öte işlemci, sensör kalitesi ve fotoğrafın doğru çekilmesi gibi etmenlerin daha da önemli olduğunun bir göstergesi olsa gerek. (Kamera: Nikon D40, Ankara-2007)

Fotoğraf çekmeyi çok fazla bilmiyorsanız ve gerçekten bu yönde bir kariyer planlamıyor veya uğraşı vermeyecekseniz fazlaca para dökeceğiniz profesyonel makinelerden (SLR makinelerden bahsediyorum) uzak durun derim. SLR makinelerin kompakt makinelere göre elbetteki çok fazla avantajı vardır ancak kullanımının da daha zor olacağını bilmeniz gerekir. Bu şuna benzer, nasıl picassa veya lightroom gibi basit fotoğraf işleme programlarını photoshop, photoimpact gibi daha karmaşık olanlara tercih ediyorsak çoğumuz, kompakt makineleri de tercih etmek yerinde olacaktır. Bu yazıda kompakt ile SLR karşılaştırması yapmayacağım. İlerleyen zamanlarda daha detaylı bir şekilde yazmayı düşünüyorum (En azından şu an için 3-4 farklı fotoğraf makinesini sürekli kullanan birisi olarak tecrübelerimi aktarmaya çalışacağım).

Çok uzadı biliyorum. Not defterimde bulduğum bir takım veriler ile yazıyı sonlandırmak isterim. Kaç megapiksel fotoğraf makinesi ile hangi boyutta baskı alınabileceğine dair bir tablo.

3 megapiksel: 13x18 cm
4 megapiksel: 18x24 cm
5 megapiksel: 24x36 cm
6 megapiksel: 30x45 cm
8 megapiksel: 40x50 cm
10 megapiksel: 58x85 cm
12 megapiksel: 70x100 cm

Bugüne kadar 10 megapiksellik kameranızla 58x85 cm boyutunda baskı alan kaç kişi var acaba aramızda? Baskı boyutlarını raw çekersek 2 katına çıkarabileceğimizi de düşünürsek megapiksel çok da anlamlı bir değer değildir bizim için. İnternette de yayınladığımız fotoğrafların ortalama 800x600 px (yani yarım megapiksel) olduğunu düşünürsek MP savaşlarının sizi de alt etmesine izin vermeyin.

İyi akşamlar efendim...