30 Nisan 2009 Perşembe

National Geographic: The Photographers (Fotoğrafçılar Belgeseli)

"National Geographic fotoğraflarının her birinin sizi hayrete düşürecek bir öyküsü var. Dünyanın harikalarına açılmış bir pencere olan National Geographic Dergisi, uzun süredir okuyucularını şaşırtıyor. Şimdi sıra fotoğrafların arkasındaki unutulmaz insanları tanımada... National Geographic’in ünlü fotoğrafçıları ile keşiflerin ve “anı yakalamanın” keyfini çıkarın. Dünyanın en uzak köşelerine yapılan yolculuklara çıkın. Zorlu ve tüyleri diken diken eden maceralarını dinleyin. İşlerine olan tutkuları yüzünden karşılaştıkları tehlikelere ve günlük yaşamlarına tanık olun. Dünyaya Fotoğrafçılar’ın gözünden yeni bir perspektifle bakarken, tarihe geçen fotoğrafların arkasındaki öyküleri keşfedin." demişler belgeselin tanıtımında.Fotoğrafla ilgilenen herkesin izlemesi gereken bir belgesel diye düşünüyorum. Dünyanın en büyülü mesleklerinden birisi gibi gelen national geographic fotoğrafçısı olmanın zorluklarını da anlatan belgeselde tanıdığımız, en azından adı kulağımıza çalınmış fotoğrafçıları daha yakından tanıma ve fotoğraflarını görme ihtimalimiz de oluyor.

Yaklaşık 50 dakika süren bu belgeseli izlerken güldüğümüz ve aklımda kalan bir monologu da aktarmak isterim. Su altı fotoğrafçısı David Doubilet diyor ki:

Eğer mümkün olabilseydi düzenli bir yaşamı gerçekten isterdim. New York'ta yaşamak, asansöre binip aşağı inmek, kalabalığa karışıp fotoğraf çekmek isterdim. Hergün akşam yemeği için eve dönmek isterdim. Ama yapamam. Dünyanın öbür ucuna gitmem gerek. Öbür ucuna gittikten sonra da suyun altına girmem gerek.

Burada da belgeselin tanıtım filmi bulunmakta.

Hepinize iyi tatiller...

10 yorum:

Yelda dedi ki...

Bu belgeseli izlemeyi çok isterim.
Su altı fotografçısınında fotograflarına bayıldım hatta bloguma ödülünle birlikte ekledim. Umarım kabul edersin.
İyi akşamlar

Serhat dedi ki...

Bulamazsan haberim olsun, sana göndeririz. Ödül için de teşekkür ederim Yelda

GeCe dedi ki...

çok merak ettim bir bakalım

Serhat dedi ki...

Kesinlikle tavsiye ederim

lavantin dedi ki...

bu dergide çalışanlara bayılıyorum.Hani adam diyor ya dünyanın öbür ucuna gitmeli ve orda denize girmeliyim keşke şartlar uygun olsaydıda yapabilseydim.Gezi resimleriniz bir harika bayıldım.Çok verimli bir seyahat olmuş İkinizinde ellerinize sağlık

Serhat dedi ki...

Sevgili Lavantin, fotoğrafları beğenmene sevindim. NG fotoğrafçıları için de söyleyecek birşey bulamıyorum. Zor bir iş yaptıkları yadsınamaz elbette ama zevk aldıkları da kesin olsa gerek.

Haydins dedi ki...

David Doubilet'in fotograflari gecen yaz Moskova'da acik havada sergilendi bende gitmistim hatta fotolarda var blogda..linkini bulayim..
Belgeseli aksama arastiricam..

Haydins dedi ki...

Buldum..
http://haydins.blogspot.com/2008/07/deniz-balk.html

Serhat dedi ki...

Ne büyük şans, yazık ki Türkiye'de çok önemli sergiler nadiren oluyor. Ona da her şehirde ulaşmak zor. Ölmeden Ara Güler'in fotoğraflarının kocaman baskılarını gördüğüm için şanslıyım ama görmek istediğim daha onlarca belki de yüzlercesi var.

gzde uzun dedi ki...

Belgeseli nerden bulup izleyebiliriz acaba merak ettim güzel bir paylaşım olmuş :))